« Önceki |

13/1/2007

Kar Yağsın Bugün Bütün Aşklara

Kar yağsa bugün tüm aşklara.. El ele tutuşsa tüm sevdalılar kar tanelerinin iç içe geçmesi gibi…Sevişse ruhlar bütünleşse birbirleriyle; ağaçların üzerinde elele tutuşan buz damlaları gibi… Bunalan tüm aşklar uçussa gökyüzünde sonsuzluğa yelken açar gibi. Kaçışsa uzaklaşsa tüm düşmanları aşkın kardan korkan korkaklar gibi. Özgür kılsa kar tüm aşkları tıpkı kendi gibi…

Kar yağsa bugün tüm aşklara.. O minik yıldız taneciklerine yüklense tüm aşkların günahları. Temiz, tertemiz olsa tüm aşıklar. Tıpkı kar tanelerinin masumiyeti gibi…

Kar yağsa bugün tüm aşklara…Silip süpürse tüm ümitsizlikleri, yoklukları, yoksunlukları tıpkı yerlerdeki tüm pislikleri süpürdüğü gibi.
Kaplasa üzerini kalın beyaz bir örtüyle tüm acıların; tıpkı evreni kapladığı gibi… Beyaza boyasa tüm siyahları yüreklerdeki, tıpkı evlerin damlarını apak yaptığı gibi…

Kar yağsa bugün tüm aşklara…Yok etse bütün mesafeleri lapa lapa yağan kar tanecikleri. Nasıl öpüyorsa sevdalı bir dudağı ücra bir köşede öyle öpse dünyanın öbür ucundaki sevgiliyi. Silse zamanı yeryüzünden tıpkı ona kapılan yüreklerdeki fırtınayı dindirdiği gibi. Camları buğulandırırken nazlı endamıyla, silse gözlerdeki buğuyu tüm saflığıyla…

Kar yağsa bugün tüm aşklara.. İlk defa güneşin sarı kolları kucaklamasın sevgilerini diye dua etse sevgililer. Erimese karlar hiç aşkın üzerinden, kalsa bembeyaz bir düş gibi. Işık değil aşk ısıtsa sevgilerini. Teslim olsalar doğanın kara teslim olması gibi aşka tüm aşıklar…

Kar yağsa bugün tüm aşklara.. Zamansız bir zamanda…Ertelememeyi öğretse sevdalılara. Nasıl ki karı izlemek için beklenmez; siz beklerken o lapa lapa yağan tanecikler bir anda diner ; öyledir aşk da , bekletmeye gelmez küser gider…

Kar yağsa bugün tüm aşklara…Uçsuz bucaksızlığın sihirli alemine kapılan tüm aşıkların dilindeki kilitler çözülse. İçinde buz olmasa aşıkların hüzünleri kar olup yağsa sevdalılarının üzerine. Kapatsa gözlerini tüm sevenler kar yağarken ve kar ile özdeşleşse bembeyaz bir masumiyetle…Kar yağsa bugün tüm aşklara, lapa lapa, yıldız yıldız, bembeyaz düşlerle…Kar yağsa tek bir kez olsun tüm aşıkların yüreğine aynı anda; aynı kardan aşkı yaratsalar tipiye dönen beyaz tanelerle..

Kar gibi beyaz ve saf bir ömür dileğiyle..

13/1/2007

Bana Yalanlar Söyle

Epey olmuş, not etmişim bir yana... Yıllar önceden kalma bir konuşma. Ne kaldıysa aklımda yazmışım.

Diyor ki notlarım: Aslında bir "yalan" avutacaktı onu. Gerçek umurunda değildi. Kalbinin beklediği tek şey biraz avutulmaktı işte. Sevdiği, onu sevmiyorsa bile seviyorum desin istiyordu. Adam belli ki hiçbir zaman istediği gibi sevmeyecekti onu. Ansızın çalmayacaktı kapısı mesela. Bir sabah çalıştığı masaya bir buket çiçek bırakılmayacaktı. "Bu şarkıyı anımsıyor musun?" diye sormayacaktı telefonun diğer ucundan. Birlikte bir yemek pişirilmeyecekti asla ve domatesler doğranırken haberlere birlikte kederlenilmeyecekti. Şefkatle okşanmayacaktı ateşlenmiş alınlar. Aşk için ertelenmeyecekti hiçbir iş...

Ve... Terk edilmeyecekti hiçbir "alışkanlık"... Sıradışı olmayacaktı bu ilişki. Bütün bunları biliyordu ama birisi ona tersini söylesin istiyordu. Biri ona "özel" olduğunu, her şeyin düzeleceğini, bütün bunların geçici olduğunu söylesin istiyordu.

Sevilmemekten eskimiş kalbi bir yalanla tadilata girsin istiyordu. Razıydı, yeter ki biri kandırsaydı onu. İyi bir şey söylesin birileri, desin ki mesela "Aslında seviyor seni. Ama gösteremiyor sevgisini. Belli edemiyor işte. Öğrenmemiş nasıl sevilir bir insan? Hepsi böyle biliyorsun. Ama ben anladım, çok seviyor seni. Sen görmedin dün, arkan dönüktü ama öyle güzel baktı ki sana... Suskunluğu içine kapanıklığından, sevgisizliğinden değil inan bana."

Böyle desin istiyor birileri.

Kandırıyorum onu.

Duymak istediklerini söylüyorum.

Bir parça teselli bulsa da, o aslında sevdiğinin yalanlarını istiyor...

Eski notlarımı okurken bunu bir yana ayırıyorum. Düşünüyorum da, gittikçe büyüyor kandırılma isteğimiz galiba...

Gerçek olduğundan daha ağır geliyor çünkü artık. Daha dayanılmaz, daha kaldırılmaz oldu... İç karartan, umutsuzluğa alıştıran, bezdiren, hani olmasa daha iyi olur bir hale geldi. İşte bu yüzden artik kimin umurundaki gerçek?

Kimin umurunda yani dayanılmaz sesli bir adamın bir ses yarışmasında ön sıralara çıkması? Kimin umurunda, ciğeri var mı yok mu bilinmez insanların köşe başlarında yol tutması? Kimin umurunda gözümüze baka baka var olanı yok diye gösterenler? Kimin umurunda her akşam yok olanı varmış gibi anlatanlar?

Geçtiğimiz günlerde Pakize Suda "Genç kızlar kandırılmak istiyor" diye yazdı. Nicedir aklımdaydı aşk ve yalan yazmak. Tam da üstüne geldi Pako'nun yazısı.

Üstelik sadece genç kızlar değil kandırılmak isteyenler...

Sıraya girdik hepimiz... "Dertli gönlümüze bir yalan daha söyleyiniz, ömrümüz mutlulukla nihayet bulsun" diye beklemekteyiz.

Bal gibi fakındayız oysa. Yazının başında anlatılan sevdalı gibi... Olmayacak bir iş ama birisi "olur" desin diye bekliyoruz... Bir yalanla avunacak kalbimiz... Hepsi bu

13/1/2007

Bekle Zamanı..

   Gidecek ve sen bakacaksın.kimse olmayacak yanında,acını yalnız yaşayacaksın.aşkı tek kişilik yaşamanın mevsimidir şimdi.bahar da olsa yaz da,kış hüküm sürecektir sende.buz tutacaksın...herkesin buram buram terlediği güneşli bir günde üşümenin ne demek olduğunu öğreneceksin. 
    Tüm renkler,dönüş tarihinin belli olmadığı bir yolculuğa çıkmıştır.baktığın herşey ya gri ya siyahtır.hayata dair hiçbir şey ilgi alanına girmez.öylece bir köşede,sessizce,gözyaşlarını içine akıta akıta oturup durursun.ne dostlarını görmek istersin ne de söylenecek tek sözü bile duymayı.
    'neden ben?' diye bin kere soracaksın kendine.'hak etmedim bunu' diye düşüneceksin.merak etme,her terk edilen hak etmediğini düşünmüştür.hiçbir farkın yok onlardan;ama,sen,terk edildiğini kabul etmiyorsun.'neden gitti?' sorusu gelecek ardından.bulduğun yanıtları beğenmeyip gidişine bir başka bahane arayacaksın.hiçbir bahane gerçek nedeni anlatmayacak.çünkü aslında başından beri gördüğün;ama,bir türlü kabullenemediğin o gerçeği bir kez dile getirirsen,zaten buz tutmuş bedenin,parça parça dağılacak.bunu bildiğin için bahanelerin arkasına saklanacaksın. 
   Sevmemiştir seni.sevmişse de,senin onu sevdiğin kadar sevmemiştir.suçlayabilir misin onu? sen sevdin diye sevmeli miydi seni?şart mı bu?değil elbette;ama,gel de bunu yüreğine anlat.anlatamayacaksın.yürek bunu kabul etmez çünkü.sen,'seni benim kadar kimse sevemez'diye sayıklarken ya da 'benim kıymetimi bilmedin'diye suçlarken onu,o,senin ne halde olduğunu bilmeden,bilse bile umursamadan,'her seçim bir vazgeçiştir ve her seçim bir başlangıçtır' sözünü kanıtlarcasına yeni bir menzile doğru yol almaya başlamıştır bile...

6/10/2006

Sevmek Böyledir İşte...

Aylarca dönmeyeceğini bile bile beklersin...

Sevmek böyledir işte...

Beklediklerin ve özlediklerin gelebilirler başka bir kimlikte...

İçine atıp kabullenirsin...

Sevmek böyledir işte...

Yaz olur, kış olur, bilmediğin mevsimleri takvime işlersin...

Sevmek böyledir işte...

Yaradılışına aykırı bir kimyada , unutmaya çalışırsın, "gözlerinin içine bakarak"

Sevmek böyledir işte...

Onu kar,ayaza , matem sabahlara teslim edersin , mutlu ederler diye

Sevmek böyledir işte...

Hiç bir zaman mutlu olmayacağını bile bile "Sen ve kendin barışıksan eğer", bir dert paylaşımlık ses bırakırsın...

Sevmek böyledir işte...

O çeker gider sen arkasından bakalırsın yada ne farkeder giden sen olursun ardına bakamazsın...

Sevmek böyledir işte...

Ta ki, dolunca gözlerin, sızlayınca için, bir tuzlu gözyaşında bulursun onu, bir köşe başında, yüz çeviremezsin...

Sevmek böyledir işte...

Aşk gitmeye mahkum ve zaman akmaya meyilli oldukça,

Ben sevmeye, sen terketmeye ,

Sen ağlamaya, ben alışmaya,

Sende aşk mateme , bir iki günlük sevince ,

Bende bir ömür sessizliğe...

Yinede gitmek gerekiyorsa illa , susmak gerekir...

Sevmek böyledir işte...

2/9/2006

Gittinn.. İçimde Kaldı Ayrılıkk...

Gittin
Ayrılırken buz tutmuş bıyıktı gözlerin
Kaçamak ellerimiz komutsuz sallandı
Dudaklarımızda sıradan sözcükler
Vedalaşmayı bile beceremedik
Son bir bakış kaldı arkanda
Kalabalığa karışan
Her şey düzmece bir dinginliğe gömüldü
Gittin.

İçimde
Yığınlarca kitap kaldı uçuşan
Sözcükler beynimin köşelerinden
Çıkıp korkuttular gecelerimi
Peşimden geldi gölgeler
Aynalara bakamaz oldum
Hiçbir oyun avutmadı beni
Yaşamıma sığmayan bir şey kaldı
İçimde.

Kaldı
Yeni bir kent işkenceye hazır
Ödeşemedim gittiğin mevsimlerle
Belleğimi silkeleyip anılardan
Tik tak çaldın uzun zaman
Alışamadım yarımlığa
Düşlerimde intihar tutkuları
Sırtımda hançerinin oyduğu boşluk
Kaldı.

Ayrılık
Çoğalarak giriyor günlerime
Senden başka kim bilebilir
Geçmişin dökümünü yaptığımı
Ağır ağır pulsara dönüşürken güneşler
Sonbahar hüznüne benziyor pencerede
Artık konuk beklemeyen gözlerim
Sayfalar da bitti ışık da her yanı kapladı
Ayrılık.

Burcunuzu seçin, falınızı okuyun

Muneccim.com 'un katkılarıyla